İlk 40

Elif Karakışla
Elif Karakışla, dendiği zaman akla ilk gelen kelimeler hangileridir, çok merak etmişimdir. Bana sorsanız arkamdan merhametli, çalışkan, başarılı denmesini isteyebilirim.Hayatımı da bu doğrultuda şekillendirmeye devam ediyorum.
25.08.2018
A+
A-

Yarın benim doğum günüm.

Bu geceyi kendime ayırdım. Bir düşüneyim istedim; nasıl gitti, neler yaptım.

Yolun yarısı değil aslında.

Şu ana kadar aldığım wellness eğitimleri gösteriyor ki aslında şu an ilk üçte birlik dönemi bitirmiş bulunuyorum. Yani elini yüzüne gözüne bulaştırmadan yaşayabilen, bir parça da şansı yaver giden insan evladı için 120’ye kadar ve ötesine yolu var.

İlk 40 yılda ne öğrendim?

* Hayatta en değerli varlığın kendim olduğunu.

Bu tatbikte pek kolay bir olay değil. Yani çocuğun, eşin, annen, kardeşin, işin, yeri geliyor arkadaşın illa ki ön plana çıkıyor. Kâh kırmamak için, kâh ayıp olmasın diye, kâh mecburiyetten kendini atıyorsun geri plana. Ama öyle değil dostum. Bu saydığımız güzel varlıklar yeri geliyor sana kazık atıyor, yeri geliyor “bana mı sordun?” diyor, yeri geliyor “kusura bakma birtanem” diyor. Oksijen maskesini kendine takacaksın. Ötesi yalan. Önce kendini seçeceksin ki; mutluluk inşa olsun. Önce kendini seçeceksin ki; Evren arkanı kollasın.

* Hayvanların insanlardan daha fazlasını hak ettiğini.

Bu uzun bir konu. Ve benim hakikaten vahşileşebildiğim yegâne alan. Ömerli’de orman etrafında, can dost, topu topu 2-3 ahbap köpeği toplatmakla tehdit eden bir komşunun üzerine yanlışlıkla kezzap dökecek kadar damarıma basılmış hissediyorum bu konuda. Ey yelloz!! Sen git, bu hayvanların yuvası olan ormanına bialar kondur, site yap ve onları yurdundan kov, “ama ben yürüyemiyorum ki bu yollarda korkooorum” de. Yürüme bebeğim porşene bin, o kırmızı dudaklarını büze büze, postijjjlerini rüzgarda uçura uçura yoluna devam.

Görüşmeyelim mümkünse.

Allah’ını seven bu bir hafta boyunca benim doğum günüm şerefine her gün en az bir hayvanı beslese. Bana daha güzel ne hediye olabilir ki?

* Eğitime yaptığım yatırımın en iyi fikir olduğunu.

Hakikaten doğduğum günden beri eğitim alıyorum 🙂

Mesela ben okumayı 4 yaşında kendi öğrenmişim. Anneme gidip “anne ben okuyorum biliyor musun?” deyip, direkt kafadan gazete okumaya başlamışım. İlkokul biri okumayıp, direkt ilkokul ikiye, kendimden nereden baksan bir 7-17cm uzun çocuklarla çıktığım eğitim hayatı bana yarıştan çok serüven gibi gelmişti. Geceleri annemleri uyutup, yorgan altında fenerle kitap okuyan bir çocuktum ben. İlerleyen yıllarda okumayı, keşfetmeyi, bir şeyi dibine kadar öğrenmeyi, sonra da etrafa öğretmeyi hep çok sevdim.

Bundan sonraki yılları genellikle öğrenip, bu sefer sadece hazmederek, öğretmeye hiç girişmeyerek geçirmeyi planlıyorum. Herkes gitsin kendi öğrensin dostum. Yok artık kamu hizmeti. Onların kaderi planlarına engel olduğumu fark ettim. Çabalasınlar, tırnaklarıyla söksünler. Daha yeni yeni heceleyene, ben gidip doktora bilgisi dayıyorum. Bak bunu farkettim. Ve de vazgeçtim. (Yoksa üşendiğimden değil, ne alakası var..)

* An’ı kaçırmamayı

Bu bana kolay bir şey değildi. Takılmışım “Başak burcuyumun” arkasında yatan tanımlamaya. Plan yap babam, plan. Geleceği planla. Geçmişten mesaj çıkar. Daha ileriye kararlar al. Geriye dön, geçmişle barış. Yahu bir dur be kardeşim. Bir dinlen. Bu beyin bir standby’na geç. Benim de yeni geldiğinde “ya bilmem ki” demeye, bir mal gibi boş bakmaya hakkım olduğunu keşfettim. Ama niye hiç söylemiyorsunuz? Burası çok rahatmış. Hiç öpmeyeyim, fena umursamazım.. Bak bu kafada da olabilmeyi seçtim.

New York’ta Gary’e dedim kii “Gary ben her şeyi ciddiye alıyorum. Ciddiyetle yaşıyorum. Zevzek olamıyorum. Ve kendimi yanlışlıyorum. Benim halim nice olacak?

”Gary bana güldü “Aksi mümkün değil ki balım. Bir Türk Müslüman kadının kaç tane tanımdan yaşadığını biliyor musun sen?” dedi.

Çocukluğumuzdan beri o kadar kuvvetli tanımlarla büyüdük ki…

Neyse bu da derin bir konu, burada yüzeysel geçiş yapayım. Ez cümle senin kaç tanımın var acaba sevgili okur? Haydi sana doğum günü hediyem olsun. Bir düşün hayatına en güçlü etki eden sana ait olmayan tanımları da seçersen onlara bir ‘iptal iptal iptal’ de.

Hiçbir dostluğun sonsuz olmadığını.

Hayatına müdahale edenler mi dersin.. Seni aptal yerine koyanlar mı.. Seni kullananlar mı.. Bir konuyu poposuyla anlayıp sana trip yapanlar mı.. Personeline, kocana (Allah’tan ben net böyle bir olay yaşamadım da bir madde olsun diye ekledim), bulunduğun mevkiye göz koyanlar mı..

Bu gözler arkadaş, dost, bacı, kanka adı altında ne şahsiyetler gördü.

Kırıldım mı? Fena. Değer miydi? Asla.

Çok uzatılacak bir konu değil. Benim tavrım net. Beni, benim kadar sevmen şart değil; ama saymıyorsan, incelikli düşünmüyorsan, suistimal ediyorsan İzmir marşı ile naş.

* Çekirdek aile denen kavramın kutsal olduğunu.

Sizin için artık bu kimlerse, gerekirse onlar için okyanusları ikiye böleceksin. Yani genel olarak eş ve evlat bana göre. Bir de benim için patili grup. Yani bu çekirdek aile kavramı 20 kişi değil. En fazla 3 ilâ 5 kişi. 8 ilâ 20 pati :)) Hiçbir şeyi (kendimiz hariç) bunların üzerinde tutmayalım. İş güç, para vs hikaye hepsi hallolur. Ama bu aile olayı bir kaçtı mı, o tren yakalanamıyor.

* İş hayatının mühim mesele olduğunu.

Benim olayım bir kısmınızdan farklı. İş=nefes almak.

Ha doğru mu, değil mi tartışılır. Bana göre böyle.

O sebeple ben iş hayatımı yarattım. Halâ da her gün, yaratmaya, şekillendirmeye, yıkmaya, doğurmaya, çoğaltmaya devam ediyorum.

Mecburen uyandığınız bir işiniz var ise size eyvahlar olsun. Bunu toparlayın. Bu kardeşinizden naçizane tavsiye.

Vergini bile gururlanarak, “amma iş yapmışız annem ya; bu kadar vergi mi çıkmış, hey be hey” diyerek ödediğiniz bir işiniz olacaksa, girişimci olun. Yoksa bulaşmayın.

Bana göre mutlu maaşlı iş yok. Olamaz. Ama bu da benim bakış açım, kendi gerçeğiniz yapmayın.

* Access Consciousness denen olayın hayatımın en büyük dubası olduğunu.

Dalgalı denizleriniz vardır, olmuştur, olabilir. Duba bulacaksın. Sınırsız savrulmakla gideceğin nokta, boğulmak. Sana es verdiren alanlar yarat. Benim Access oldu.

Uzun uzun anlatmayacağım. Git araştır, ilgilenirsen, içine gir. Güzel bir kafa ve tartışılmaz bir özgür alan yaratıyor.

* Annem ve babamın niye evlendiğini.

Demek beni doğurmak için bir araya gelmişler. Bu kadar anlaşamayan iki insan. Sorry mom and dad. Görünen o ki sizi birleştiren benim. Ebru ve Kerem, benim yarattığım alanı kullanmış ve kaymışlar bu Dünya’ya.

Hakkınızı helal edin, bunca trajik bir aileyi oluşturan kişi ben isem.

Yok değil ise beni niye çektiniz kardeşim bu alana? Yani ne diyeyim ben size..

Soruyorum: bu ailede doğmanın bana hediyesi nedir?

Siz de kıs kıs gülmeyin. Sanki sizde her şey güllük gülistanlık. Siz de sorun, iyi gelir. Soru alan açar. Cevap tanım yapar, kısıtlar.

Annem ve babam (büyük bir yanıp sönen kırmızı kalp) ayrı ayrı süper özellikleriniz var. İyi ki seçmişim sizleri. Yoksa ben olmazdım. Şimdi kendimi övmek gibi olur, saymayayım. Şahane güzellikleriniz var, sakin kafa düşününce gülüyorum, gurur duyuyorum. Varlığınıza bin şükran. Bakalım sizin tanımlarınızı, yeminlerinizi, andlarınızı fark edip iptal ettikçe neler olacak. Çok heyecanlı Bu ikinci 40’ı sizden özgür, sizinle barışık geçireceğim ya işte bu on numara.

* Parayı bizim yarattığımızı.

Neşeden işleyen bir hayatta para hep olacak. Fazla da kasmayın.

Neşeyi sabitleyin olaylar değişsin.

Ben Melissima’yı ilk kurduğum günlerde daral daral bir parasal alanda rövaşata atarken karşılaştım Access ile. Bana öğrettiği en tatlı güzelliklerden biri para yaratmak oldu. Yapılır yapılmayacak iş değil. Kafayı ferah tutun.

* Her günün hediyelerle geldiğini.

Şimdi gelelim konumuza. Halâ okuyorsan, hey maşallah sabrına hayran, benimle sana çok şey öğreten bir cümle, bir hikaye, bir şiir, bir video bir şey paylaşsana. Bana bir şey anlatsın, öğretsin, bir şey hatırlatsın. İyi ki doğdun, nice mutlu yıllaranın ötesine geçsin. Ama düşün de yap. Bak bu sana da bir hediye olacak. Gör bak. Bir sor “beni en etkileyen ne vardı ya?”

Seviyorum seni. İyi ki hayatımdasın. Bu 40 yıllık zaman diliminde seni de dahil ettiysem var bir sebebi. Ben bugün bunu fark etmeyi seçtim.

Elif

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.