Hürriyet’ten Mektup

23.03.2015
A+
A-

Kasım, 2012 Mario Levi Yazı Atölyesi Ödevi “Vakti zamanında sizde yer etmiş, şu an hayatınızda bulunmayan biri size mektup yazarsa”

Sevgili Elif hanım,

Biliyorsunuz her gün apartmanınıza girip çıkıyoruz. Dolayısıyla apartman görevliniz Ahmet ile yıllardır süregelen belirli bir ilişkimiz var. Geçen hafta sabah 07:00 sularında yine asansörde birlikte çıkarken sizin katınızı es geçtiğini fark ettik. O güne özel bir durum olduğunu düşünüp, fazla üzerinde durmadık. Fakat dün de aynı olay cereyan edince; belki de haddimizi aşarak, neden beşinci katta durmadığını sorduk. “Abi onlar gazete almıyorlar” cümlesini duymak bizi beynimizden vurdu. İnanın bunu duyacağımız aklımızın ucundan geçmezdi. Şu satırları kaleme alırken dahi nasıl da tereddütle yazıyor, tüm bu olanların bir hayal olmasını diliyoruz.

Tüm bu girizgâhı yapmamızın sebebini anladığınızı düşünüyoruz. Zira sizin hayatınıza karışmak bir yana dursun; her zaman bir adım geride sizi izlemeyi tercih ettiğimizi, aldığınız kararlara saygıyla sükûn ettiğimizi bilirsiniz.
Gerçi daha önce de aramıza bazı ayrılıklar girmişti. Kızınız Melis’in doğumundan sonra bize olan tutkunuzun annelik sevgisi ve ona yetişme telaşıyla blokaja uğradığını acıyla fark etmeye başlamıştık.

Siz ki sabah daha binaya ulaşmayı beklemeden gazetenizi alarak yola çıkar. Her sayfayı hızlı hızlı çevirir, tüm reklamları ve sponsorluk projelerini gözlerinizle şöyle bir taradıktan sonra, yine kapağa döner; gururla logomuza bakardınız. Bizim bunu fark etmediğimizi zannederdiniz ama inanın bize olan sevginizi logomuza bakışınızdan anlar, içimiz titrerdi. Logomuzun üzerindeki “Tükiye Türklerindir” sloganını biraz faşizan bulduğunuzu ama yine de bunu hiç gündeme getirmediğinizi hatırlıyoruz. Halbuki bizimle ilgili inandığınız her şeyi masaya yatırmanız bizim her daim mutlu etmiştir. Şimdi diyoruz ki keşke içinizde ne varsa söyleseydiniz de böyle birikme olmasaydı. Üst üste iki defa istifa ederek bizi terk edip gitmenizi, biz her zaman bu birikimlere bağlıyoruz.

Şimdi şu satırları yazarken sizin gazete almadığınıza yine de inandığımızı söyleyemem. Eminimiz Melissima’da alıyor, ofiste okuyup bırakıyorsunuzdur; ama yine de sizin evinizden uzak olmak, Pazar sabahlarını bizsiz geçirdiğinizi bilmek bizi çok fazla üzüyor.

Steve Jobs’ın ruhu şad olsun, kendisine sözümüz yok, Dünya için üzerine düşeni yapmıştır elbette ama yine de o mendebur iPad’ler, iPhone’lar, tablet telefon ve bilgisayarlar yok mu; ocağımıza incir ağacı diktiler. Şayet onlar ve internet denen halt bu kadar yaygın olmasa yine tüm evlere ikişer üçer gazeteler girecek, her Pazar sabahı Türk kahvesi yudumlanırken eller boya olacak, tüm evhanımları koltukların kararmasından yine şikayet edeceklerdi.
Haksız mıyız Elif hanım? Tüm bu anlattıklarımız kültürümüzün bir parçası değil mi? Hepsi birer nostalji olmak üzere. Hiç mi içiniz acımıyor bu gidişata?

Halbuki duyduk ki o saçma sapan heveslerle kurduğunuz ağdacıdan sıkılmışsınız. Yıllardır içinizde yanan yazarlık ateşi giderek harlanmaya başlamış. Yazarlık atölyeleri, kitap fuarları, eleştiriler, edebi makaleler bir bir içinize düşmüş. Hiç mi bu heveslerde payımız olduğunu kabul etmiyorsunuz? Ya da hiç mi belki geri dönerim, ufak bir köşe alırım da orada yazarım diye aklınızdan geçmiyor? Tüm bunlar için bizimle aranızı yeniden iyi tutmak istersiniz diye öyle heyecanlanıyoruz ki!

İnanın kafanıza kakmak için söylemiyoruz ama siz bizden ayrılmayı düşündüğünüz o günlerde, yeni açılan annelik portali olmasa, sizin gözünüzün annelikten başka bir şey görmediğini fark ederek, size en azından portalde bir köşe ile ilişkimizi devam ettirme teklifinde bulunmasak, siz zannediyor musunuz ki içinizde yanan yazarlık ateşini fark edeceksiniz?
Şu an yazdığınız şeylerin çocukluğunuzdaki günlüklerle alakası olmadığını siz de biliyorsunuz; değil mi? İş ortamımızın vahşiliğinin sizi zenginleştirdiğini, en değme fuhuş hikâyelerinin içimizden çıktığını, en kalleş adamları bizde tanıdığınızı, cehaletin meme çatalıyla örtülebiledildiği bizde görüp gözlerinizin yerinden uğradığını unutmak mümkün mü?

Yoksa siz o pamuklar içindeki hayatınızda, döpiyesleriniz içinde hanım hanımcık bankacı olarak kalsanız, yakası açılmadık küfürleri, bedenen olmasa da ruhen orospuluğun kariyer hayatındaki hazinesini nasıl bilecektiniz ki?
Farkettiğiniz gibi sinirlerimiz çok bozuk Elif hanım. Sizden ricamız bizimle ilişkinizi koparmayın. Allah o hocanız Mario beyefendiden razı olsun ki size böyle bir ödev vermese size ulaşma fırsatımız da olmayacaktı.

Bizleri ne kadar sevdiğinizi biz biliyoruz. Fakat internet sayfasından göz atmanın da aynı şey olmadığını siz bilin. Sırf içinizi rahatlatmak için internet sayfanızın bookmark kısmına web adresimizi yazmakla ilişkimiz devam ediyor anlamına gelmez. Bizi her gün elinize almak, sayfalarımıza dokunmak, arka kapak güzeline çapkın bir bakış atıp, bazen de tatlı tatlı “oha!” deyişinizi duymak istiyoruz. Öylesi zamanlarda yazı işlerine saydırışınız, gazetelerde kadınların sadece reklam ve pazarlama gruplarında meme endam etmek için isihdam edildiğini uzun uzun Barbaros beye anlatışınız dün gibi kulaklarımızda.

Sizi çok özledik Elif hanım. Verdiğiniz emekleri, patronumuz Aydın beyin sizin fikirlerinizle trilyonluk kazançlar elde ettiğini hiç unutmadık.

Şayet bir gün o ağdacı bozuntusu ve içindeki huysuz kadınlardan tamamen kaçmak isterseniz; bilin ki kollarımız açık sizi bekliyor olacağız. Kâh okur olarak, kâh yazar olarak, kâh ‘meme out beyin in’ tarzıyla iş yapan yegâne reklamcılardan biri olarak.

Öyle ya da böyle birleşmek dileğiyle,

Güzel yanaklarınızdan öpüyoruz.

En derin sevgi ve saygılarımızla Hürriyet Gazetesi

PS: Cildiniz halen o kadar güzel mi? (Yan masanızda oturan Müjgan karısının size değil de cildinize beddua ettiği günler geldi gözlerimizin günler geldi birden aklımıza.) Bakın böyle bir cilt ile en azından güzellik sayfamıza el atsanız, kırk yıl uğraşsak daha inandırıcı editör bulamayız. Hem gelen beleş promosyonlar, güzel kokulu kremler şampuanlar da koca popolu Nalan’a gitmez. Lütfen bir kez daha incelikle düşünün. Bu konuda Mario beyefendi de sizi olumlu yönlendirecektir. Kendisinin ellerinden öpüyoruz. Çok para istemeyeceğini bilsek kendisini de aramızda görmeyi isteriz; fakat bilirsiniz ki biz beleşe adam kullanmayı tercih ederiz. Bu bir sektör geleneği.

Tekrar selamlar.

Elif Karakışla
Elif Karakışla
Elif Karakışla, dendiği zaman akla ilk gelen kelimeler hangileridir, çok merak etmişimdir. Bana sorsanız arkamdan merhametli, çalışkan, başarılı denmesini isteyebilirim.Hayatımı da bu doğrultuda şekillendirmeye devam ediyorum.
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.