Büyüyünce Ne Olacaksın?

22.07.2018
A+
A-

Henüz lise ikinci sınıf öğrencisi bir genç kızdım; hiçbir zaman aklı bir karış havada olmasam da “büyüyünce ne olacaksın” diye soranlara dünyayı gezme arzumla “hostes” , insanlara yardım etme idealimle “doktor” olacağım dediğim çağlardı. Hostes de olamadım doktor da… Avukat oldum.
Nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim.

Olay aynen şöyle gelişti;

Daha ilkokuldayken sınıf öğretmenim olan anneme şımarır, “ödevleri ikinci derste kontrol et” diye talimatlar verip olabildiğince rahat ama bir o kadar da başarılı bir öğrenci olarak güler eğlenirdim. Herkesin öğrenme tarzı farklıdır; kimi müzik dinleyerek dersini çalışır kimi benim gibi dersi derste öğrenip sonrasında ödev falan yapmak istemez. Dersse sadece ders, eğlenceyse sadece eğlence, kitapsa sadece kitap, müzikse sadece müzik… Hala çalışırken müzik dinleyemem mesela.

Her neyse, kendimi bildim bileli hep büyüyünce doktor olacağımdan falan söz edilirdi ailede. E hani, doktor olmazsa da avukat olur denirdi. Serde ergenlik var, ailenin dediğine uyulur mu hiç; gönülleri olsun diye doktor olacağım derdim ama aklım hosteslikteydi. Diğer yandan rahmetli dedemin emekli hakim ve avukat olması, babamın İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini ikinci sınıf sonrasında terk etmesi gibi gerçeklerle de bir yandan aklıma hukukçuluk da sokuluyordu ama hukuk bana göre bir alan değildi sanki.
Yıllar geçip lise son sınıfa geldiğimde fen bilimlerine olan ilgim artmış ve içimde bir doktor olma ateşi kıpırdar olmuştu. Hem doktor olursam çok iyi bir kazancım olur ve dünyayı turist olarak gezebilirdim. Bu şevkle üniversite sınavına girdim ve sırasıyla bütün tıp fakültelerini yazdım tercih olarak. Nerden aklıma geldiyse araya bir de Mali Bilimler ve Muhasebe Yüksek Okulu sıkıştırmışım ve sıralama hatası nedeniyle kendimi Ankara İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi Mali Bilimler ve Muhasebe Yüksek Okulu’nda buluverdim; yıl 1979. O dönemler terörün tavan yaptığı, üniversitelerde öğrencilerin sağcılar ve solculara ayrıştığı, ben ve benim gibi yumurtadan yeni çıkmış civcivlerin de orta sıralarda ne yapacağını bilmez halde öğrencilik yapmaya çalıştığı dönemlerdi. Ben bir yıl boyunca koşullar elverdikçe okuluma devam etmeye çalışırken hukuk dersleri ile tanışmış oldum. Babama verdiğim ergen tepkisi nedeniyle uzak durduğum hukukun ne derece derin ve zevkli bir alan olduğunu keşfettim o bir yılda. O yıl kuzenimin hazine avukatı olan eşi bana hukukun bir huniye benzediğini, girmesinin nispeten kolay olmasına rağmen içinden çıkmanın nerdeyse imkansızlaştığı bir disiplin olduğunu anlatması hukuka duyduğum ilgiyi artırmıştı. Zoru sevdiğim buradan belliymiş meğer 

Ertesi yıl tekrar sınava girdim ve bu kez ilk iki sıra tıp üçüncü sırada ise İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini yazarak tekrar sınava girdim ve derece ile hukuk fakültesine yerleştim. Olmaz dediğim şey olmuştu ve ben bir hukukçu olma yoluna girmiştim.

Keyifle, merakla, neşeyle geçen üniversite yıllarım neticesinde tercihim avukatlık oldu ve başka hiçbir alternatifi düşünmeden Antalya’da kendi yazıhanemi açtım. İlk altı ay boş boş oturduktan sonra öyle bir iş yağdı ki aradan geçen 32 yılda kafamı kaşıyacak vaktim kalmadı desem yeridir. Yok yok, öyle demeyeyim, vakit kalmış ki araştırmacı ve fütürist yapım sayesinde kısa süre içinde marka ve patent vekilliğini ekledim mesleğime. Noterlik Belgesi aldım; kullanır mıyım bilmiyorum, hala noterlik yapma şansım var. Çalışma alanlarımın etkisi ile Ekonomi Hukuku alanında yüksek lisans eğitimine katıldım. Hızımı alamadım, Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisans tamamlayıp uygulamalı psikoloji uzmanı oldum. Aile ve Sistem Dizimi danışmalığı, Aile Danışmanlığı derken arabuluculuğu öğrenip Türkiye’nin ilk aile arabulucuları arasında yerimi aldım. Son altı yıldır arabuluculuk eğitmenliği ve bu alanda öğretim görevlisi olarak hizmet veriyorum. Pek çok sivil toplum kuruluşunda kimisinde üye, kimisinde denetim kurulu üyesi, kimisinde başkan yardımcısı kimisinde ise kurucu başkan olarak görev yapıyorum. Bir yandan aktif avukatlık ve arabuluculuğu sürdürürken bir yandan da mahkemelerde yeminli bilirkişi olarak raporlar düzenliyorum.

Zaman zaman bu kadar işi bir arada nasıl yürüttüğümü düşünmüyor değilim. “Ne yaparsan yap aşk ile yap” diyor ya şarkıda, ben tüm işlerimi aşkla yapıyorum.

Peki bunca işin altından kalkacak gücü nerden buluyorsun derseniz tek bir cevabım var, hala büyüyorum ve büyüyünce ne olacağımı çok merak ediyorum.

Ayşe Dilek Ergüler
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.